Skip to main content

Biliyorum, dışarda üşüyen bir dünya var.
Yalnızlık çemberinde titreyen bir kalbim, içimde kanayan bir yer var.
Ölümlü dünya var yaşanacak, bundan gari önemli mi ne olduğu?
Hayır hayır, yakıp geçen ayaz var,
Yıkıp geçen sel.
Korku var; dişlerimi istemsiz birbirine bileyen.
Bir çizme boyu nâr var, cehennemden kopup gelmiş.
Kapılar var suratıma vuran.
Üzeri çizilmiş hülyalar, avuçtan kayan sevdalar var.
Yıllar var.
Cam kırıkları içinde yüzen yıllar,
Dönülmez yollar var.
Bulunmaz koylar, aşılmaz boylar var.
Demini almamış bir çay, demi gelmiş bir pay var.
Ölüm var.
Kirli çamaşırların boğduğu bohçalar,
Günahın doğduğu ufuklar, denizden kaçan balıklar var.
Düğüm düğüm hıçkırıklar, düğün düğün ayrılıklar var.
Aşikâr bir ferman,
Vakti geçmiş bir kervan var.
Koyu bir hazan,
Buzların içinde kaynayan bir kazan var.
Var işte,
Bu işte bir iş var.
Dönüşte gidiş,
Gülüşte ağıt var.
Derinden kesen bir kâğıt,
Belinden kopan bir yanıt var.

Biliyorum, dışarda üşüyen bir dünya var.
Yalnızlık çemberinde titreyen bir kalbim, içimde kanayan bir yer var.

Ömer Faruk Yalçın

Ömer Faruk Yalçın

Wordpress Uzmanı